Diyarbakır’ın nadide eseri: Hasır bilezik

Anadolu’nun en eski insanlarının yaşadığı yerlerden biri olan Diyarbakır; maden sanatı alanında da ilklerin yaşandığı önemli bir kenttir. İl sınırları içerisinde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular, bu coğrafyada madeni takıların kullanımının Neolitik Döneme kadar gittiğini göstermiştir. Toplumumuzun takılara olan sevgisi çok eskiye dayanmakta olup yapımı konusundada bir o kadar sevgiyle emek sarfedilmektedir. Önemli kültür […]

Diyarbakır’ın nadide eseri: Hasır bilezik
Diyarbakır’ın nadide eseri: Hasır bilezik
  • Yayınlanma2 Mayıs 2022 00:59
  • Güncelleme28 Şubat 2024 06:34

Anadolu’nun en eski insanlarının yaşadığı yerlerden biri olan Diyarbakır; maden sanatı alanında da ilklerin yaşandığı önemli bir kenttir. İl sınırları içerisinde yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular, bu coğrafyada madeni takıların kullanımının Neolitik Döneme kadar gittiğini göstermiştir. Toplumumuzun takılara olan sevgisi çok eskiye dayanmakta olup yapımı konusundada bir o kadar sevgiyle emek sarfedilmektedir. Önemli kültür bölgelerinden olan şehrimiz, birçok alanda olduğu gibi, geleneksel el sanatları alanında da ileri bir düzeydedir. Özellikle kuyumculuk geçmişte olduğu gibi günümüzde de en önemli el sanatları arasında varlığını sürdürmektedir. Diyarbakır kuyumculuğu dendiğinde ilk akla gelen ise hiç kuşkusuz Diyarbakır’la özdeşleşmiş, kendine özgü bir tarzı ve tekniği olan gümüş ya da altından yapılan hasır bilezik işlemeciliğidir.

Tamamen el emeği olan bilezikler; Gazi Caddesi üzerinde yer alan Ulu Camii karşısındaki Kuyumcular Çarşısında bulunan atölyelerde üretilmektedir. Genel olarak 18-22 ayar altından yapılan bileziklerimiz önceden sipariş alınarak yapılır. Nakit para ya da hurda altın karşılığında yapılır. Şehrimizin nadide eserlerinden olan hasırımız, 40 yılı aşkın sürede rahatça kullanılabilir. Bundan dolayı sağlamlığı ve el işçiliğiylede ön plana çıkmaktadır.

Diyarbakır hasır bileziğinin diğerlerineden ayıran bir özellik kullanılan altın tellerinin Trabzon hasırında olduğu gibi 25 mikron değil, daha kalın 85-95 veya 100 mikron çapında olmasıdır. Diyarbakır hasırında örme zikzak biçimindeyken, Trabzon hasırı düz bir görünüme sahiptir. Trabzon hasırıyla aralarındaki diğer fark, Diyarbakır’da görülen isteğe göre bileğizin anahtar kısmına zincir geçirilerek uçuna bir Reşat altını takma adedir. 

Hasır bileziğin ustalık ve sabır isteyen pek çok yapım aşaması bulunuyor. Öncelikle 24 ayar altın, bakır eklenerek eritiliyor. Bakırın eklenme miktarına göre 22 ve 18 ayar altın haline getiriliyor. Eritilirken altının çabuk erimesini sağlamak amacıyla içerisine boraks ekleniyor.

Eritilen altın kalıplara dökülerek, elde edilen tel haddeden geçirilerek istenen kalınlık veriliyor. Bu tel daha sonra bükme aşamasından geçiyor. Bükülen teller birbirlerine takılıyor ve tokmaklanıyor. Belli gramları oluşturan kalıplara sarıldıktan sonra yay şeklini alıyor. Makasla kesilen altın telleri, işleme safhasından geçiyor.

Düz bir örs üzerinde çekiçle dövülen altın telleri 18-19 santimetre olarak kesiliyor. Sonra anahtar bölümü yapılıyor. Teller birleştirilerek yuvarlak haline getiriliyor ve anahtarı takılıyor. Bileziğin üzerine yapılan ince çizimlerin yapıldığı kalem aşamasından sonra bileziğin cilası ve parlatma işlemi yapılıyor. Usta elden bir hasır bilezik bir günde çıkıp, kuyumcu dükkanlarının vitrinlerini süslüyor.